CANLI YORUMLAR
CAN ATAKLI
CAN ATAKLI
Gazeteci-Yazar

HELAL SÜT EMMİŞ KIZ ARAMAK

"Fikren gelişmiş" çevreler!
30.07.2012

Ne kadar oldu bilmiyorum, üzerinden hayli zaman geçti, bir yıl falandır sanıyorum, bir dost sohbetinde İstanbul'un tanınmış ailelerinden birinin evindeydik.

Her zamanki gibi erkekler ayrı kadınlar ayrı yerlerde kümelenmiş, kendi aralarında sohbet ediyorlar.

Bizde adettir, ne kadar "asri" olduğumuzu söylesek de "doğal seleksiyon" denilen olgunun kurbanı oluruz hep. Önce herkes birliktedir, kadın erkek farketmez, sonra giderek kadınlar kendi aralarında erkekler kendi aralarında oturmaya başlar.

Sadece bizde mi böyle? Sanmıyorum. Dünyanın diğer ülkelerinde de bu böyledir.

Doğal aslında. Bir süre sonra erkeklerle kadınların birlikte konuşacağı konular tükeniyor, sonra herkes kendi konusuna dalıyor.

İşte böyle bir geceydi.

Erkeklerin sohbetinden sıkıldım, biraz kadınların tarafına geçtim.

Açık söyleyeyim, kadınların sohbetleri her zaman erkeklerinkinden daha renkli ve eğlenceli.

Bir kere kadınlar sohbetlerinde daha doğal ve daha direkt konuşuyor. Kişisel kıskançlıklar hariç hesap kitap yapan pek yok. İş yapmadıkları yani konuşmalarını paraya da çevirmedikleri için bazı dengelere de pek bakmıyorlar.

Bu tür toplantılarda kadınlarla birlikte olmayı sevdiğim için, kimse rahatsız da olmuyor. Alışıklar bana. Sohbetin ortasında aralarına dalınca konuyu kesmezler pek, kendilerinden biri kabul ederler beni hep.

Ne konuşuyorlardı biliyor msunuz? Evlilik.

Ama çocuklarının evliliği.

Ev sahibinin yaşı artık 30'a dayanmış bir oğulları var.

Yakışıklı. Amerika'da eğitim görmüş.

Eh hali vakti de yerinde.

Anne oğluna gelin adayı arıyor.

O sıralarda oğlanın haberleri çıkıyor magazin sayfalarında.

Çıtı pıtı güzel mi güzel bir sevgilisi var.

"Bundan iyisi mi olacak?" deyip girdim konuya. "Kız hem güzel, hem yetenekli, üstelik birbirlerine de yakışıyorlar."

Ev sahibesi hafif tebessümle yüzüme baktı, "Evet ama olmaz" dedi.

Neden?

Nedeni basit aslında.

O güzel kız aynı zamanda medyatik, magazin basınının gözdesi.

Oğlunun onunla gezip tozmasından, her gün fotoğraflarının çıkmasından hoşlanıyorlar da, sıra o kızın gelin olmasına gelince iş değişiyor.

"Hayatım" dedi ev sahibesi "İnan bana helal süt emmiş kız bulmak çok zor."

"Helal süt emmiş derken?"

Şuymuş; çocukları evlilik yaşı gelinceye kadar istediği kadar gezsin tozsunmuş. Ama sıra evlenmeye gelince hanım hanımcık bir kız bulunması gerekiyormuş. Bu kızın daha önce başkasıyla bırakın ilişkisi olmasını flört bile etmemiş olması makbulmüş.

Çünkü torunlar bu kızdan olacakmış. Yani ailenin devamını bu kızın doğuracağı çocuklar sağlayacakmış.

Daha sonra hummalı biçimde "çevredeki" kızlar konuşulmaya başlandı.

İnanır mısınız, hepsi bilinen, tanınmış, saygı duyulan ailelerinin kızlarının hiçbiri beğenilmedi.

Lafa girdim "Bu çevreden pek bir şey çıkmayacak anlaşılan, gecekondulara falan uzansanız?"

İşi gırgıra vurmaya çalışıyorum aslında, ama ciddiye aldılar. Biri atıldı "Şekerim sen oralarda neler oluyor biliyor musun?" demez mi?

İyi de sizin aradığınız gibi kızı nereden bulacağız öyleyse.

Onun şusu, bunun busu derken ortalıkta evlenilebilecek kız bırakmadılar.

Bunları niye anlatıyorum.

Magazin dünyasından bakınca pek çok kişi sanıyor ki buralarda her şey mübahtır.

Öyle değil işte.

En bağnaz, tutucu ailelerde evlilikle ilgili ne konuşuluyorsa aslında "fikren gelişmiş" sanılan çevrelerde de durum aynı.

Aileler açıkça söylemeseler de oğulları için mutlaka "bakire kız" istiyorlar.

Bakire kız lafı ima edilince baktım kadınların pek çoğu bu konuda hayli kararlı.

Komiklik olsun diye "Peki ya kızın bakireliğini alan zaten sizin oğlunuzsa da durum değişmez mi?" diye sordum.

İnanmayacaksınız ama "değişmezmiş."

"Sonuçta bakireliğini teslim etmiş ya, ne fark eder?" dedi biri.

Peki oğullar ne diyor bu duruma?

Aslına bakarsanız onların pek umurunda değil gibi görünüyor ama, öyle değil.

Eninde sonunda ailelerinin baskısı altında kalıyorlar ve belki de gerçekten çok sevdikleri kızlardan ayrılıyorlar.

Aile baskısı ve ailenin elindeki para gücü eninde sonunda egemen oluyor.

O kadar çok kişi tanıyorum ki böyle evlilik yapan.

Peki sonunda mutlu oluyorlar mı?

İşte orası tartışmalı.

Evlenip birkaç çocuk sahibi olan oğlanlar biliyorum.

Mutlu değiller.

Eşlerine belki saygı duyuyorlar, ama sevgi var mı? Yok gibi.

Süs bebeği gibi evde tutulan, istedikleri önlerinde, istemedikleri arkalarında olan nice gelinler var.

Hepsi mutsuz ev kadınları kervanında hayatın çilesini çekiyorlar.

Dışarıdan bakınca peri masalı gibi, ama içine girince hiç de öyle değil.

Konuya şimdilik böyle girdim.

Haftaya "koca olacak adam yok ki" diyen kızlardan söz etmek istiyorum.

Çünkü onlarla da sohbet ettim.

Neler söylediler bilemezsiniz.

Konu çok önemli, inanın çok önemli.


Yorum Yaz

Yasal Uyarı:Bu iletişim platformunda yorum yazanların, bilgi ve düşünce paylaşanların veya herhangi bir kanaldan site veya ziyaretçileriyle iletişim kuranların görüş ve düşünceleri, site editörlerini, modaretörlerini ve site hazırlayıcılarını bağlamamaktadır. Bu görüş ve düşüncelerin sorumluluğu tamamen ilgili kişilere aittir. Sitemizde reklam unsuru içeren yorumlara ve yönlendirici linklere yer verilmemektedir. Yorumlarınızı yazarken lütfen bunu dikkate alınız. Aksi halde iletileriniz yayından kaldırılacaktır.
 
1
bûya
Cevapla bûya
30.07.2012 10:01:47
saçmalıktan başka bir şey değil. İnsanların sevdikleriyle olmaları hoşgörüyle karşılayamadığımız müddetçe hiç bir halt olmaz bizden...
Cevap Yaz
1
Adınız:
 
Soyadınız:
 
Email:
   
Sikayet & Öneri:
 
Talebinizi Seçiniz :