CANLI YORUMLAR
CAN ATAKLI
CAN ATAKLI
Gazeteci-Yazar

KIZLAR: EVLENECEK KOCA YOK

Evlilik müessesesi
06.08.2012

Geçen yazımda oğullarına, “Helal süt emmiş kız” arayan “İyi ailelerden” söz etmiştim.

Bu kez de, olayın kızlar cephesine bakalım isterseniz.

Çünkü kızlar da benzer biçimde çok dertli.

Öncelikle bir gözlememi aktarmak istiyorum.

Artık kızlarda evlenme yaşı hayli ilerledi.

Hele okuyan, bir kariyer yapmak isteyen kızlar, artık 30 yaşından önce pek evlenmiyor.

Özgürlüğün tadını çıkarmaya çalışıyorlar. Ancak sıra evlenmeye gelince onların da sorunları var.

Yaşları 30’a gelmiş hatta geçmiş kızları bir “eyvah” korkusu sarıyor öncelikle. Özgürlük, bağımsızlık güzel de, 30’da sonra evlenmek biraz sorunlu.

Bir kere diyor ki kızlardan biri, “Ailelerden (bu yaşa kadar neden evlenmedin) sorusu geliyor ki, deliriyorum.”

Oğullarına, “Helal süt emmiş kız arayan” anneler soruyormuş bu soruyu özellikle. Öyle ya 30’a kadar geldiği halde evlenmediyse ya kızda bir eksiklik vardır ya da daldan dala konmuştur. “Evlenecek adam olarak benim oğlumu mu buldu?” diye soruyormuş.

Tabii bunu açıkça söylemiyorlar ama hissettirdikleri bu.

30 yaşından sonrasının en önemli sorunu çocuk. Kızlar evliliği biraz da anne olmak için istiyorlar ama, bu kez “yaşın geçme” riski var. Ya çocuk olmazsa ya da “sağlıklı” bir bebek doğmazsa korkusu kızların kabusu gibi.

Ama asıl şikayet erkeklerin erkekliklerinde.

Bildiğiniz ya da tahmin ettiğiniz erkeklik değil. Laf aramızda aslan gibi görünen o gencecik delikanlıların böyle sorunları da varmış ama bu fazla dedikodu olacak, kapatalım.

Kızların beklediği erkeklik, erkeğin kadına sahip çıkması, onu her zaman her yerde koruyup kollaması.

“Öyle değil” diyor kızlar sohbetimizde. Sizin dışarıdan baktığınızda harika sandığınız, cebi paralı ama babasından ama kendi yeteneği ile iyi iş tutmuş erkeklerin içi kof biliyor musunuz?”

Kızların “kofluk” dediği ne ola ki.

Anlattılar. Şaşırdım.

Çoğu ana kuzusuymuş bu aslan gibi delikanlıların. Görünüştü sanki bağımsız, başarılı gibi görünmelerine rağmen özellikle annelerine çok bağlıymış bunlar.

Biri “….’la bir süre flört ettik. Sonra iş daha ciddileşti, birlikte yaşamaya başladık ve evlenmeye karar verdik. Ancak bir süre sonra gördüm ki, bizimki her gün beş altı kere annesiyle konuşuyor. Kız halimle ben konuşmuyorum annemle bu kadar. Annesi oğlanı öyle bir kullanıyor ki anlatamam. Oğlan neredeyse kadının oğlu değil hizmetlisi. Sonunda dayanamadım” dedi.

Bir başkası, “Evlenme aşamasındaydık. Oğlana ne söylesem bilmiyor. Oysa sosyetik bir aileden, yol yordam bilir sanıyorsunuz. Hiçbir şey bilmiyor. Sadece hizmet edilmesine alışmış, kendi başına bir ekmek bile alamıyor. Ben ne yapayım öyle evliliği” diye konuştu.

Bir başka sorun da çok modern görünen o erkeklerin aile aşamasına geldiğinde kimi dini kimi hurafeden ibaret birçok alışkanlığının olduğunun ortaya çıkmasıymış.

Kızlardan biri “Hani dindar olsa anlayacağım. Hepsi aile baskısıyla. Uymak gerekiyormuş bazı şeylere. Dayanılacak gibi değil” dedi.

Velhasıl, kızlar da çok şikayetçi erkeklerden. Aileye bağlılığın dışında duygusal olmamalarından yakınıyorlar.

“Adamı romantik sandım ilk başlarda” diye anlatmaya başladı kızlardan biri. “Sonra adeta hayvanlaştı. Eve geliyor ya televizyonun başına geçiyor ya bilgisayarda oyun oynuyor. Bir gece bir yere çıkmak, hafta sonlarında bir yere gitmek falan yok. Bana arkadaşlarımla buluşabileceğimi söylüyor, kendi ortalarda yok.”

Aslında bunu kızlar anlatmasa da ben gözlemliyorum.

Oğlanların çoğu toplum içinde çok havalılar.

Baba parasıyla diledikleri gibi yaşıyorlar.

Sonra yaşları 30’lara gelince zengin aile çocukları babalarının işlerinde çalışmaya başlıyorlar.

Aslına bakarsanız zaten başka yerlerde çalışmaları da pek mümkün değil. Ancak kendi işleri olursa etkili ve yetkili bir pozisyon alabiliyorlar.

Bu çocukların babaları dişini tırnağına takıp çalışmış bir servet oluşturmuş. Ama çocuklar hazıra konuyor.

Hazıra konunca da hayatı pek öğrenmeden büyüyorlar. Sonra bir gün çalışmaları zorunlu hale geliyor.

Çoğu işi de bilmedikleri halde kendi aile işleri olduğu için işin başına geçiyor.

Pek yetenekleri yok, bilgileri de yetmiyor çoğu zaman.

Açıkçası, başarılı babaların çocukları sanıldığı gibi başarılı değiller, çoğu babalarının gölgesinde kalıyor.

Bu baba gölgesi de delikanlıları annelerine itiyor. Babadan göremedikleri sevgi ve şefkati annelerinde buluyorlar. Bu nedenle ana kuzusular zaten.

Sonunda paraları bol gelecek kaygıları da fazla olmayan bu delikanlılar ailenin devamını sağlayacak çocuklar yapmak için evleniyorlar.

Böyle evlilikler de dışarıdan parlak, kızlar için cazip görünse de duygusal olarak hiçbir işe yaramıyor.

Çok güzel bir kız, yakışıklı mı yakışıklı erkek, dünya güzeli çocuklar görüyoruz ortada belki ama, içerde durum hiç de hoş değil.

Ama erkekler bir açıdan kendilerini haklı görüyorlar.

Evlenilen kızlar, hele çocuk sahibi olduklarında çok rahatlar. İstedikleri önlerinde, istemedikleri arkalarında. Çoğun lüks evlerde hatta villalarda yaşıyor, evde hizmetçiler. Çocuklar için bakıcılar var. Kapılarında araba, bir de şoför büyük olasılıkla.

Erkek böylelikle sorumluluğunu yerine getirdiğini düşünüyor.

Ayrıca evlenene kadar baba parasıyla dolçe vita yaşadığı için artık pek çok şey onu tatmin de etmiyor.

Evlilikler de dışa karşı güzel görüntü vermekten öte geçmiyor.

Kızları üzülerek dinledim.

Evlilik müessesenin de bu hale gelmesi ise zaten daha elim bir durum.

 


Yorum Yaz

Yasal Uyarı:Bu iletişim platformunda yorum yazanların, bilgi ve düşünce paylaşanların veya herhangi bir kanaldan site veya ziyaretçileriyle iletişim kuranların görüş ve düşünceleri, site editörlerini, modaretörlerini ve site hazırlayıcılarını bağlamamaktadır. Bu görüş ve düşüncelerin sorumluluğu tamamen ilgili kişilere aittir. Sitemizde reklam unsuru içeren yorumlara ve yönlendirici linklere yer verilmemektedir. Yorumlarınızı yazarken lütfen bunu dikkate alınız. Aksi halde iletileriniz yayından kaldırılacaktır.
 
Adınız:
 
Soyadınız:
 
Email:
   
Sikayet & Öneri:
 
Talebinizi Seçiniz :