İnsanlık tarihinin en eski sanat dallarından biri olan tiyatro, Uluslararası Tiyatro Enstitüsü'nün aldığı bir kararla 1961 yılından bu yana her 27 Mart'ta tiyatro gruplarının yaptığı etkinliklerle kutlanıyor.
Bu vesileyle, Anne Boyutu olarak, Devlet Tiyatrolaları tarafından 24 – 29 Nisan tarihleri arasında 8.'si gerçekleştirilecek olan “Küçük Hanımlar Küçük Beyler” Uluslararası Çocuk Tiyatroları Festivali'ni duyurmuş olalım.
Günün anlam ve önemiyle birlikte içinde tiyatro programı yapma isteği kabaran yetişkinler buradan buyursun.
Aşağıdaki metin ise, Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Yönetim Kurulu tarafından kaleme alınmış 2012 Dünya Tiyatro Günü bildirisidir:
***
Yüzyıllar boyu, dünyanın neredeyse her yanında hiç sönmeden yanan kutsal meşaleyi, “tiyatro ateşi”ni bu yıl da yakıyoruz.
Yirmi birinci yüzyılın on ikinci yılında tiyatroyu bir kez daha övünerek, sevinerek, alkışlayarak kutlarken; insanlığı ölüm kalım davasıyla burun buruna getiren savaşları, ekonomik krizleri, sonsuz acıları ve vahşeti de göz ardı etmiyoruz.
Doğrudur, olumsuzlukları aklımızdan çıkarmıyoruz, ama diğer taraftan da mutluluktan uçuyoruz. Çünkü bu olumsuz koşullar içinde dahi: “Daha iyi bir dünya kurmaya mecburuz” diye düşünebiliyor, yurttaş olmanın toplumda yaşamak değil, toplumu değiştirmek, geliştirmek olduğuna inanıyor, inancımızı sürekli olarak tazeleyebiliyoruz.
Örneğin, siyasi iktidarın ve de medyadaki yandaşlarının ülkemizde sahne sanatlarının karşısında durmasına, engeller koymalarına şiddetle karşı çıkıyoruz. Kültür varlıklarımıza “mal” mantığıyla bakanların, kamu hizmeti veren kültür kurumlarımızı yıkmak, yok etmek için kafa yoranların karşısına dikiliyoruz.
Yeri geldiğinde sinema, televizyon ve kültür-sanat alerjili “sayısal medya”nın gün geçtikçe daha da gelişmesinden yakınıyoruz, ama korkmuyoruz. Bizler, sahnelerimizde uçuşan repliklere, perdelerle oynaşan müziğe, uçuşan balerinlere/baletlere, salonların dört bir köşesinde çınlayan seslere gönül vermişiz bir kere! Gerisine aldırmıyoruz.
“Teknoloji, tiyatroyu sıradan bir gösteriye dönüştürmek hevesinde” diyorlar, omuz silkiyoruz. Tiyatroyla hareketleniyor, aydınlanıyor, endişeleniyor, rahatsız oluyor, ruhlarımızı yüceltiyor, “can” buluyor, vücudumuza kan pompalıyoruz.
Tiyatro ve tiyatromuz, toplumla paylaşılan bir sohbet ortamı oluşturmayı ele güne karşı “hâlâ” inatla sürdürmekte.
Boşluğa, gölgelere ve suskunluğa tiyatroyla karşı çıkıyoruz.
Her gün küllerinden yeniden doğan tiyatroya her gün sil baştan hayran oluyoruz.
Tiyatro, kendi kaderinden sorumlu insanoğluna inancın gösterisini sunuyor.
Tiyatroya yürekten inanıyoruz.
Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Yönetim Kurulu